Elazığ

Elazığ, büyük bölümüyle Fırat Havzası’nda bulunan bir doğu ilidir. 40° 21′ ve 38° 30′ doğu boylamları ile 38° 17′ ve 39° 11′ kuzey enlemleri arasında kalan ilin merkezinin denizden yüksekliği, yaklaşık 1.020 m’dir. Toplam su yüzeyleri dahil 9.151 km2′lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının binde 12’sini kaplayan Elazığ, doğudan Bingöl’ün Merkez ve Hizan; batı ve güneybatıdan Malatya’nın Pötürge, Merkez, Arguvan ve Arapkir; kuzeybatıdan Erzincan’ın Kemaliye; kuzeyden Tunceli’nin Çemişkezek ve Pertek, güneyinden ise Diyarbakır’ın Dicle, Ergani, Çermik ve Çüngüş ilçeleriyle sınırlıdır.

Tektonik bir alanda yer alan il toprakları doğu ve güneyden Doğu Toroslar’ın batı uzantıları, kuzey ve batıdan ise Murat ve Fırat vadileriyle çevrilidir.

Yaklaşık % 84′ü dağlar ve platolarla kaplı olan ilde ovalar toprakların % 15′ini kaplar. Toplam topraklarının % 92’si tarıma elverişli olan Elazığ’da toprakların yaklaşık % 28′inde bitkisel üretim yapılmaktadır.
Elazığ İli’nin, yaklaşık % 84′ü dağlar ve platolarla kaplıdır. Dağlık yörelerde, genellikle yükselti 2.000-2.300 metre arasında değişmektedir. İl sınırları içine sokulan, Doğu Toroslar’ın batı uzantıları, yerleşmeyi güçleştirecek düzeyde yüksek ve dalgalı değildir.

Murat Suyu ile Fırat Irmağı çevreledikleri toprağı bir yanmada haline getirir. İl genel alanının yaklaşık % 15′ini kaplayan ovalar, daha çok, bu yarımadayı sınırlayan ırmakların ve kollarının çevrelerine yerleşmiş durumdadır. Az çok dağlık, ama fazla yüksek ve engebeli olmayan yarımadanın iç kesimlerinde ise yer yer küçük ovalar vardır.

DAĞLAR: Elazığ İli, doğu, güney ve batı yönlerinden, oval bir şekilde, Doğu Toroslar’ın batı uzantılarıyla çevrilidir. Kuzeybatıdan ise Munzur Dağları’nın güney uzantıları il sınırları içine sokulur ve yükseltiler azalır. Doğu Toroslar, Malatya ve Elazığ il sınırları içinden başlar; Murat Suyu, Muş Ovası ve Van Gölü’nün güneyi boyunca uzanır; Güneydoğu Düzlükleri’nin kuzeyinde geniş ve açık bir yay çizerek Türkiye sınırlan dışına çıkar.

Doğu Toroslar, Elazığ’ın Baskil İlçesi yöresinden başlar. 1.864 metre yüksekliğindeki Hasan Dağı bölgenin en yüksek yeridir. Daha sonra doğuya doğru uzanan Dağ sırası, içinden demiryolunun geçtiği çöküntü alanından sonra yeniden yükselir ve 2.004 m yükseltili Bulutlu Dağı ile 1.925 m yükseltili Karga Dağı’m oluşturur (Şekil 2). Aynı sıra bu noktadan sonra genişler; kuzeye doğru alçalarak sürer. Tek tek tepeler arasında geniş düzlükler vardır. Elazığ Ovası’ nın güneyinde, Meryemli yöresinde en yüksek nokta, 1.490 m’dir. Sıra Elazığ Ovası’nın kuzeyinde yeniden yükselir. Beydoğmuş yöresinde 1.724 metreye çıkarak Keban Barajı çöküntü alanına dek sürer. Çöküntü alanından sonra doğuya doğru, önce Asker Dağı’m, sonra Palu İlçesi’nin doğusunda Gökdere Dağı’m oluşturup, kuzeye doğru açılarak ilin Bingöl ile sınırını çizer. Burada bulunan Karaboğa Dağları’nın en yüksek noktalan da, Elazığ il sınırları içinde kalır. Karaboğa Dağları’nın güney uzantısı, Murat Vadisi’nin kuzeyinde Karaömer Dağı ile 2.477 metre yüksekliğe ulaşır.

Doğu Toroslar, Yolaçtı’dan sonra Sivrice ve Maden ilçelerine doğru uzanır. Buradaki kuzey-güneybatı doğrultusunda uzanan çöküntü olukları arasında Hazar Dağı ile Maden Dağlan vardır. Hazar Gölü’nün kuzeyinde Mastar Dağı yer alır. Bu sıra doğuda Murat Vadisi’nin güneyinde Akdağ ile birleşir. Bingöl il sınırları içinde de süren Akdağ’in en yüksek noktası, 2.620 metredir re Elazığ İli’nde kalır. Bu yükselti aynı zamanda tüm ilin de en yüksek noktasıdır.

Tunceli İli’nde yüksek ve düzenli sıralar oluşturan Munzur Dağları, Fırat Irmağı’nın batısında Elazığ il sınırları içine sokulur. Güneye inildikçe, daha il sınırına yaklaşmadan yükseltileri büyük ölçüde azalır. O nedenle, ildeki uzantıları dalgalı bir plato gömündedir.

OVALAR: Elazığ İli’ndeki ovalar, çöküntü alanlarının akarsularca taşınmış maddelerle dolması sonucu oluşmuş küçük ovalardır. Genellikle alüvyal topraklarla kaplı bu verimli ovaların, il tarımında önemi büyüktür. Elazığ ili’ndeki başlıca ovalar şunlardır.

ELAZIĞ (HARPUT) OVASI: Elazığ Kneti’nin kurulu olduğu küçük bir ovadır. Denizden yüksekliği, 1.000-1.050 metredir. 36 km2 alan kaplayan ova, bir çöküntü havzasının alüvyonlarla dolması sonucu oluşmuştur. Dört yanı dağlarla çevrili olan ova, güneye doğru eğimlidir. Bu noktadan güneydoğuya uzanan geniş bir vadi, burasını Uluova’ya bağlar. Ovaya doğudan gelen Kesrik Suyu ile batıdan, Meryem Dağı yöresinden inen Sürsürü Çayı, güneyde birleşir ve Hırhırık Boğazı’ndan (Gümüşkavak Boğazı akarak Uluova’ya girer. Bu çaylar, yaz aylarında, Elazığ Ovası’mn meyve bahçelerinin sulanmasında kullanıldığından, Uluova’ya kadar ulaşamaz.

ULUOVA (MOLLAKENDİ): Elazığ’ın en geniş ovasıdır. Kuzeyden kırık hatlar halinde uzanan, yükseltisi az Karakaya Dağları ile çevrilidir. Güneyden Çilemek, Deveboyu ve Mastar dağları ile Hazar Gölü çukurluğundan ayrılır. Kuzeydoğuda Keban Barajı’na dek uzanır.

Ovanın uzunluğu yaklaşık 56 km,genişliği 15 km kadardır. Yüzölçümü 325 km2′yi bulur .Yükseltisi azalarak Keban Barajı’na doğru sokulan bu ova, kalın bir alüvyal toprak

tabakası ile örtülüdür. Ovanın ortasından Haringet Suyu geçer. Bu su sağdan ve soldan, kaynak suları ile beslenen birçok küçük dere alır. Haringet Suyu, yazın sulamada yoğun olarak kullanılır; bu nedenle genellikle yaz aylarında Keban’a ulaşmadan

Uluova düz olmasına karşın kenarlarına doğru dalgalı bir yapı göstermeye başlar. Buralardaki ralardaki kaynakların çevresinde meyve

Uluova’da daha çok buğday, arpa, mısır, pamuk, pirinç, şeker pancarı, susam, burçak, bakla, fiğ ve sebze ekimi yapılmaktadır. Ovadaki köyler bağcılıkla uğraşır.

KUZUOVA: Kuzeye akarak, Murat Irmağı ile birleşen Cip Çayı’nın iki yanında yer alır. Uzun bir ovadır, kuzeye gidildikçe genişler. Denizden 900-1.000 metre yükseklikte olan ovanın yüzölçümü yaklaşık, 110 km2′dir. Hafif dalgalıdır; alüvyal topraklarla kaplı olduğundan verimlidir. Ovanın içinden akan Cip Çayı’nın suyu az olduğundan

sulamaya yetmez. Bu nedenle, ovada sulama amacına yönelik Cip Barajı yapılmış ve birçok kuyu açılmıştır.

Kuzuova’da daha çok buğday, arpa, mısır, burçak, pirinç, susam ve baklagil ekimi yapılır. Pamuk ekimi yok denecek denli azdır.

BEHRAMAZ OVASI: Sivrice İlçesi ile Hazar Dağları arasında Behramaz Deresi’ nin iki yanında yer alır. Kuzey-güney doğrultusunda uzanır ve Hazar Gölü’ne yaklaştıkça genişler. AJüvyal topraklarla kaplı olan ovada, daha çok buğday, arpa ve mısır ekimi yapılır.

PALU OVASI: Palu llçesi’nin batısında, Murat Irmağı’nın Keban Barajı’na döküldüğü yerdedir.

Bir çöküntü havzası olan yörede, özellikle Murat Irmağı’nca taşınan maddeler birikmiştir. Ova alüvyal topraklarla kaplıdır. Daha çok buğday, mısır, arpa ve baklagil ekimi yapılır.

Elazığ İli’nde bu ovaların dışında, Harput’un kuzeyinde, genellikle üzüm yetiştirilen Mürüdü Ovası; yine Harput’un kuzeyinde, yazları suyu kuruyan Çakıl Deresi çevresinde Zahini Ovası vardır. Bu ovalarda nohut, arpa, buğday ve burçak ekimi yapılmaktadır.

YAYLALAR: İl alanı daha çok dağlar ve platolarla kaplıdır. Önemli yayla gruplarına rastlanmaz. Yaylalık alanlar, il toplam alanının ancak % 1,1′ini kaplar.

Yaylalara, ilin doğusunda, Bingöl ile sınır oluşturan Karaboğa Dağlan’nda Gökdere’de ve Akdağ üzerinde rastlanır. Urfa yöresinde kışlayan göçerler, mayıs sonu ve haziran başlarında Siverek ve Ergani üzerinden Palu çevresine gelirler. Bir bölümü yöredeki yaylalarda kalır, bir bölümü ise Bingöl Dağları’ndaki yaylalara geçerler.

VADİLER: Elazığ ili’nde vadi oluşumlarının özel bir önemi vardır. Yerüstü su kaynakları açısından son derece zengin olan Elazığ’da, ana akarsu vadileri çok dar ve derin olduğundan, genellikle sulamaya elverişli değildir.

Bir çöküntü alanı üzerinde bulunan Elazığ il topraklarında ana akarsu vadilerinden başka kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan pek çok tali vadi olukları vardır. Bu vadi olukları birbirinden yüksek dağlar ve eşiklerle ayrılır. Bu nedenle, su toplama havzaları küçüktür. İçinden akan dere ve çayların suları genellikle azdır. Sulamaya elverişli olmakla birlikte, sulama mevsiminde bir bölümünün suları kurumaktadır.

MURAT VADİSİ: Doğudan il topraklarına giren Murat Vadisi, Palu İlçesi’ne dek dar ve derindir. Palu’dan sonra ortalama 1 km genişliğinde bir vadi tabanı oluşur. Vadi daha sonra, bugün baraj gölü altında kalan dar, derin ve sarp bir boğaz oluşturmaktadır. Murat Vadisi, Palu ile baraj gölü arasında genişlemektedir.

FIRAT VADİSİ: Keban İlçesi’nin güneybatısından sonra ilin, Malatya ile sınırını oluşturacak şekilde uzanan Fırat Vadisi’nin tabanı geniştir. Yine de vadinin Elazığ yönündeki yamaçları diktir. Vadi tabanının verimli bir ova olan geniş tabanı, Malatya il sınırları içinde kalır.

KARASU VADİSİ: Karasu Vadisi, Keban İlçesi’nin 10 km kadar kuzeyinden Keban Barajı’na dek dik ve derindir. Geniş

vadi tabanları oluşturmaz. Karasu Vadisi’ nin il toprakları içinde kalan bölümü, genellikle Keban Barajı’nın su toplanma alanı içinde kalmaktadır.

AKARSULAR: Elazığ, akarsu kaynakları açısından Hazar Gölü’nün güney kesimi dışında bütünüyle Fırat Havzası içinde kalmaktadır. Fırat Havzası, Basra Körfezi Havzası’nın bir parçasıdır.

Fırat Irmağı kendi adı ile anılan havzanın sularını boşaltır. Doğu Anadolu’nun ve hatta ülkenin en önemli ırmağıdır. Keban İlçesi’ne kadarki bölümü başlıca iki koldan oluşmuştur. Bunlar, Karasu ve Murat Suyu’ dur. Elazığ İli’nin sularını Murat Suyu ve kolları boşaltır.

MURAT SUYU: Murat Suyu’nun Keban’da Fırat Irmağı ile birleştiği noktaya dek uzunluğu yaklaşık 600 km’dir. 42.000 km2′lik beslenme havzasıyla, Fırat’ın en önemli koludur. İlk kaynaklarını, il sınırları dışından, Van Gölü’nün kuzeyindeki Aladağ’ın kuzey eteklerinden alır. Daha sonra, Gülizar Yaylası’ndan gelen pek çok suyu toplar.

Murat Suyu, Karaköse’den geçtikten sonra güneybatıya yönelir ve Elazığ il sınırlarına dek genellikle yönü değişmez.

Murat Suyu, Bingöl’ün Genç Ilçesi’ni geçerek Elazığ topraklarına girer. Sürekli batıya akarak Palu’ya ulaşır ve Keban Baraj Gölü’ne dökülür. Murat Suyu, il sınırlan içinde dar ve derin bir vadi içerisinde aktığından, çevresinde ovalık alanlar yoktur.

Murat Suyu’nun, Palu’da denizden yüksekliği, yaklaşık, 860-870 m’dir. Irmak bu kesimde saniyede 220 m3 su akıtır.

PERİ ÇAYI: Murat Suyu’nun en önemli kollarından birisidir. Saniyede ortalama 100-120 m3 su akıtır. Peri Çayı, Bingöl’ün Şeytan Dağları’ndan doğar, Karakocan İlçesi’nin kuzeyinde, Bingöl ile ilin sınırını oluşturacak şekilde batı yönünde akar. Bingöl, Tunceli ve Elazığ il sınırlarının kesişme noktasından sonra güneye yönelir ve Tunceli ile sınır oluşturacak şekilde akar. Nisankaya yöresinde il sınırları dışına çıkarak, Munzur Dağı eteklerinden doğan Munzur Suyu ile birleşir ve il sınırında Murat Irmağı’na katılır.

HARİNGET ÇAYI: Elazığ’ın ikinci önemli akarsuyudur. Hazar Gölü’nün batısındaki dağlık bölgelerden doğar. Daha sonra Uluova’ya girer, ovanın tam ortasından kuzey yönünde akan çay, soldan Elazığ Kenti’nin kuzeyindeki çıplak dağlardan çıkan Perçenç Deresi’ni alır. Pek derin olmayan bir yatak içinde akan Haringet Çayı, kuzeyde Altınkuşak yöresinde Murat Irmağı ile birleşir.

FIRAT IRMAĞI: Fırat Irmağı’nın kollan olan Murat Irmağı ve Karasu, Keban İlçesi’nin kuzeyinde birleşir. Bu noktadan sonra Fırat, önce güney, sonra güneybatı yönünde akar. Keban İlçesi’nin Dummu yöresinden sonra, Malatya-Elazığ il sınırlarını oluşturacak şekilde geniş bir yay çizer ve Elazığ-Diyarbakır sınınna dek gelir. Fırat’ın geniş yatağı Malatya il sınırları içinde kalır. Bu nedenle, Fırat’ın Elazığ topraklarında kalan bölümlerinde ovalık alanlar yoktur. Vadisi çok derin olduğundan sulamada yararlanılamaz. Keydan ve Önşebren gibi bazı küçük kollan il sınırları içinde kalmaktadır.

Elazığ İli’nin Hazar Gölü’nün güneydoğusunda kalan toprakları, Dicle Havzası’na girmektedir. Havzanın çöküntü alanında Behramaz Ovası bulunmaktadır. Havzanın sularını Behramaz Deresi boşaltmaktadır.

BEHRAMAZ DERESİ: Dicle Havzası’ mn üç deresinden birisidir. Maden Dağları’ndan çıkar ve Behramaz Ovası’nın ortasından kuzeydoğu yönünde akar. Yazın sulamada kullanılır. Önce doğuya, sonra güneydoğuya yönelerek Maden llçesi’ni geçer ve il sınırları dışına çıkar.

GÖLLER: Elazığ İli’nde, Hazar Gölü’ nün (Gölcük) dışında başka göl yoktur.

HAZAR GÖLÜ (GÖLCÜK): Elazığ’ın yaklaşık 25 km güneydoğusunda yer alan Hazar Gölü, Uluova’ya koşut bir çöküntünün büyük bir kesimini doldurmuştur. Uluova’dan Mastar Dağları ile ayrılır. Güneyinde Hazar Dağlan bulunur.

Denizden 1.223 m yükseklikteki gölün uzunluğu yaklaşık, 15-16 km, en geniş yeri ise 5 km kadardır. Kapladığı alan 70 km2′yi bulan gölün derinliği 200-250 metre arasında değişmektedir. Kenarlarının dik oluşu nedeniyle özellikle kuzey ve güney kesimlerinde göl ancak, küçük derelerle beslenir. Gölün oldukça dar olan yağış alanı ancak 280 km2 kadardır. Hazar Hidroelektrik Santralı’mn yapımından sonra göle çevrilen Behramaz Çayı ile yağış alanı biraz daha genişletilmiştir.

Hazar Gölü’nün 1957′ye değin kuzeydoğu ucundan Dicle Havzası’na akan bir ayağı vardı. 1957′de açılan bir tünelle suları Uluova’ya çevrildi. Hazar Gölü yapay olarak Diele Havzası’ndan Fırat Irmağı yağış havzası içine sokulmuş durumdadır. Yani, Hazar Gölü sularını hem Fırat, hem de Dicle ırmaklarına; göndermektedir. İki akarsuyun yağış havzaları iç içe girmiş, böylece, yeryüzünde ender rastlanabilecek bir durum, yapay olarak gerçekleştirilmiştir.

Hazar Gölü’nün suları Uluova’ya akıtılırken, ortaya çıkan düşüşden yararlanılarak elde edilen enerji ile yörenin elektrik gereksinimi karşılanmaktadır.

Hazar Gölü’nün su düzeyindeki yıllık oynama belirgin değildir. Ortalama 30-40 cm dolayında değişmektedir. Hidroelektrik santralın işletmeye açılması ile birlikte gölden alınan su arttığından, olağan değişikliklerin ötesinde bir düşüş olmuş, gölün su düzeyi eskisine göre 2-3 metre aşağıya düşmüştür. Ancak düzeyin daha fazla düşmemesi için bazı önlemler alınmıştır. Dicle Irmağı’nın bir kolu olan Behramaz Deresi Hazar Gölü’ne çevrilmiş bu önlemden sonra, su dengesi sağlanmıştır.

Hazar Gölü çevresinin kıyı düzlüklerine yalnızca batı ucunda, Sivrice ilçe merkezi yakınlarında rastlanır. Burası Kürksuyu’ nun deltasıdır. Bunun yanında, yamaçlardan inen ve genellikle sel niteliğindeki derelerin büyükçe olanlarının ağızlarında da küçük düzlükler vardır. Elazığ ve çevresi için giderek daha büyük bir turistik önem kazanmakta olan Hazar Gölü’nün bu kıyı düzlüklerini, yöre halkı plaj ve kamp yeri olarak kullanmaktadır.

KEBAN BARAJ GÖLÜ: Ülkede gerçekleştirilen en büyük yatırım projesi olan Keban Barajı Elazığ lli’ndedir. Fırat İrmağı üzerinde bir baraj yaparak, elektrik enerjisi elde etmek ve Aşağı Fırat Bölgesi’nde suları kontrol altında bulundurmak düşüncesi çok eskilere dayanır. Doğu Anadolu’nun zengin maden yataklarını daha verimli işletebilmek, yurdun gittikçe artan elektrik gereksinimini karşılayabilmek, Malatya ve Harran gibi geniş, verimli ovaları sulayabilmek için düşünülen baraj, Keban ilçesi yakınında, Karasu ile Murat ırmaklarının birleştiği yerin 10 km kadar batısındaki boğazda yapılmıştır.

Baraj gövdesinin oturtulduğu yer paleozoik yaşta, açık renkli kalkerlerle, onların altında bulunan aynı yaşta şistlerden oluşmaktadır.

Barajın yapımına başlanmadan önce, baraj gövdesinin sağlıklı biçimde oturtulabilmesi için, Fırat Vadisi’nin tabanında bulunan yaklaşık 40 m kalınlığındaki alüvyal toprak tabakası kaldırılmıştır. Ayrıca, çatlaklı ve boşluktu olan kristalin kalkerlerin geçirimsiz duruma getirilmesi için, çatlaklara beton enjekte edilerek doldurulmuştur.

Keban Barajı, iki ayrı tipte yapılmıştır: Sağ kıyı kaya dolgu, sol kıyı ise beton ağırlıklı dolgudur.

Temelden 210 m, vadi tabanından 167 m yüksekliği olan barajın gölet yüzeyinin denizden yüksekliği ortalama 845 m’dir.

Keban Barajı’nın yapımına 1965′te başlanmıştır. 1974′te dört ünitesi devreye girmiş ve yılda yaklaşık 5 milyar kilovat saat elektrik enerjisi üretmiştir. 1982′nin ortalarına doğru geriye kalan dört ünitenin de devreye girmesi planlanmıştır. Böylece, yılda 7,5 milyar kilovat saat elektrik enerjisi üretilebilecektir.

Keban Baraj Gölü Türkiye’nin en büyük yapay gölüdür. Doğal göller arasında da, 687 km2′lik alanıyla, Beyşehir Gölü’nün de önüne geçerek 3. sırayı almaktadır. Baraj gölünün Murat Vadisi boyunca uzunluğu yaklaşık 125 km’dir. En derin yeri, baraj duvarı gerisinde 160m’dir.

Keban Barajı elektrik üretiminin, ülkedeki su santrallarından elde edilen elektrik enerjisi içindeki payı 1975′te % 47,8 olarak gerçekleşmiştir. Bu pay yıldan yıla dalgalanmalar göstermekle birlikte, 198]’de % 56 olmuştur. Türkiye’deki tüm kaynaklardan elde edilen elektrik enerjisi içindeki payı ise 1975′te % 17,2 iken, 1981′de % 24′e çıkmıştır.

Keban Barajı, elektrik enerjisi üretme

amacıyla gerçekleştirilmiş bir yatırımdır. Bu nedenle, sularından doğrudan doğruya sulamada yararlanılmaz.

CİP BARAJI: Murat Irmağı ile birleşen Cip Çayı üzerinde ve Cip Köyü’nün 1 km kadar güneyinde kurulmuştur. Çayda hesaplanan 12.332.000 m31ük yıllık ortalama akışın 5.863.000 m3′ünü toplayacak durumdadır. Temelden 24 metre yükseklikteki baraj toprak dolgu tipindedir. Cip Barajı’ ndan sağlanan sularla toplam 800 hektar alan sulanmaktadır. Sulama ile birlikte yörede, özellikle, şekerpancarı, pamuk ve yem bitkileri üretimi artış göstermiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.